Hayat sürprizlerle dolu. Yeni başlayan her gün sanki bize verilmiş bir hediye paketi gibi. İçinden ne çıkacağı belli değil. Hediye paketi olduğu kesin. Hayata anlam vermek bizim elimizde. Nasıl bakarsak öyle bir hayat var elimizde. Orhan Baba’nın bakış açısı;

Bir zamanlar benim sevgilimdin
Yanımdayken bile hasretimdin
Şimdi başka bir aşk buldun
Mutluluk senin olsun
Dertler benim, çile benim
Hayat senin senin olsun

Evet ne seçerseniz veya nasıl düşünürseniz öyle bir gelecek bekliyor sizleri. Yani kader aslında sizsiniz. 2002 yılı. Ne yaptığımı “yaşa,gör” yöntemi ile yaşadığım günlerdi. Kendimi o kadar yaşlı hissediyordum ki sanki emekliliğim geçmiş ama çalışmak zorundaymışım gibi geliyordu. Yaşım 29. Babamla birlikte çalışmak zorunda kaldığım zamanlardan biriydi. Onun dükkanında paslanmaz madeni eşya satıyoruz. Bizden paslanmaz küvet alan bir fabrika var.O fabrikanın satın alma sorumlusu Baki Ağabey sayesinde o fabrikada işe başladım. İngilizce biliyorum ama bildiğimden bir haberim. O kadar çekingen ve güvensiz durumdayım ki anlatamam. Orada geçen 2 yıl sonunda göremediğim kadar yabancı ülke gördüm. Çocukluğumdan beri merak ettiğim yurt dışı artık benim için rahatça gidilebilen bir yer olmuştu.

Sürekli ben bu işi yapamam, ya hata yaparsam dedikçe hatalar ve bıkkınlıklar ardı arkasına geldi. Yaptığım bir hata sonucunda fabrikadan kovuldum. 2 yıl sonunda güzel bir tazminat aldım. O parayla bir ay içinde bulunduğum dünyadan çıkıp gitmek istedim. Bu istek her zaman vardı. Sorunlardan ve sorumluluklardan kaçma isteği. O yüzden denizcilik okuluna yazıldım ve kaptan oldum. Fakat mezun olduğum yıl bizim sınıftan iki arkadaşım Denizde hayatını kaybetti. Bunlardan birinin gemisi fırtınada kayboldu. Diğerinin ise gemide kafasına vinç makarası düştü. Bu olaylardan sonra oluşan hava mesleği yapmamı engelledi. Yaşım 17. Korkulara kapılıp mesleği bıraktım. Her sıkıntı ve son aslında yeni bir fırsat ve yeni bir başlangıç.

Yine 31 yaşına kovulduğum zamana 2002 yılına dönelim. Elimde güzel bir para var ve ben bunu uzun bir süre tatilde harcamayı düşünüyorum. İran geldi aklıma. Çünkü hayat ucuz. Vize yok. O zamanlar vize isteyen ülkelere gitmiyorum. Çünkü reddedilmek gerçekten canımı çok yakıyordu. 1000$ parayla bir İran otobüsüne atlayıp yola çıktım. İstanbul Aksaray’dan başlayan yolculuğum 24 saat sonra Ağrı ilinin Doğu Beyazıt ilçesinin Gürbulak sınır kapısında son buldu. Aslında Türkiye içinde son buldu. Sınırı geçip İrana girdikten sonra devam etti. Her insanın hayatı bir romandır. Yeter ki onun kıymetini bilelim.

Günaydın

Allah Allah!

Yazı dolaşımı


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir