Bu gerçeğe tek başıma ulaşmamda en büyük etkiyi önce kitaplar yaptı tabii ki. Kitaplarda okuduklarımla ayıldım. Sonra aldatılmanın verdiği acı ve merakla hayatım o yönde şekillenmeye başladı. 18 yaşında “Dido Sotiriyu – Kanlanmış Topraklar ) Türkçe’ye “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” şeklinde zoraki bir şekilde isim verilerek çevrilmiş. Dido Hanım her şeyi açıkça yazmıştı kitabında. İzmirli “Çirkince” şimdi “Şirince”li bir Rum olarak çocuk yaşta yaşadıklarını şrakkanak yüzümüze vurmuştu. İzmir Körfezine dökülenler “Mal” değildi, insandı ve hepsi Osmanlı vatandaşıydı. Yunan değillerdi. Hepsi “Kahraman” diye bize tanıtılan “Milis Kuvvetler” denilen çapulcu ordusundan korktuğu için denize atlamıştı. Yunan ordusu İzmir’i terk edeli 3 gün olmuştu. Şehrin en zengin Ermeni ve Rum mahalleleri yağmalanmış, banka kasaları patlatılmıştı. Kanıt kalmasın diye de yakılmıştı. Bunu yapan Sakallı Nurettin ve Türk ordusuydu. Sermaye el değiştirildiği için bunlar yapılıyordu. Aynısını Loksandra romanında “Maria Yordanidu” yapmıştı. Maria hanım ninesinden dinlediklerini de aktararak anlatmıştı. Hem de 50 yaşında yazmaya başlamıştı. İstanbul’da Tatavla semtinde 1896 yılında hala tahta sopalar bir birine çarparak cemaat kiliseye çağrılıyordu.
Tanzimat öncesi zamandaki gibi. Çünkü çan çalmak yasaktı. Tanzimat ile kilise yapımına izin vermeye başlanmış ve çan çalmak serbest bırakılmıştı. Anadoluda ise durum daha vahimdi. Ermeniler Anadolu Türkçesi ile Ermeni alfabesi ile kutsal kitaplarını basıyorlardı. Çünkü Ermenice konuşmak Anadolu’da yasaktı. Hatta bazıları Osmanlı Alfabesiyle kutsal kitaplarını Türkçe bastırıyordu. Maria Yordanidu 1897 yılında Sultan Hamid zamanında şehirdeki varlıklı Ermenilerin sokak ortasında Kürt Baltacılar tarafından nasıl öldürüldüğünü ve mallarına nasıl el konulduğunu anlatıyordu. Bunları okuduktan sonra araştırmaya başladım. Kader beni bu insanlarla aynı yerde çalışmaya doğru yönlendirdi. Aslında bilinç altım. 1990 yılında okuduğum kitaplardan 10 yıl sonra 2000 yılında Hristiyanlarla çalışmaya başladım. Gayrı Müslim lafını sevmiyorum. Bir baktım onlar da insan. Bize anlatıldığı gibi hain, kalleş veya yaratık değiller. Oradaki meslek sayesinde yurt dışına çıkmaya başladıkça daha da araştırmaya ve araştırdıkça daha fazla görme, gezme ve aydınlanma isteği geldi. Belki o yüzden bu kadar çok ülke görmek istiyorum ve geziyorum. Çünkü her yerde başka bir gerçeği keşfediyorum.
Hepinize iyi gezmeler ve aydınlanmalar.

