Bir gün Tanrı sıkıldı.
Melekleri çağırdı.
— Şu dünyada ne olup bitiyor bakalım, dedi. Çok sessizlik var. İnsanlar ya çok akıllandı ya da çok saçmaladı.
Başmelek elinde kalın bir defterle geldi.
— Efendim, bu “Büyük Ziyaret Defteri”. Dünyadaki bütün devlet adamları, liderler, başkanlar, başbakanlar size geldiklerinde bir şeyler yazıyorlar.
Tanrı gözlüğünü taktı.
— Oku bakalım.
İlk sayfalarda filozoflar vardı.
Kimi iki satır yazmıştı.
Kimi tek cümle.
Kimi hiçbir şey yazmadan imza atmıştı.
Sonra bir sayfaya geldiler.
Sayfanın üstü çizilmiş, karalanmış, silinmiş, yeniden yazılmıştı.
Tanrı şaşırdı.
— Bu kim?
— Efendim, bir ülkenin ilk kadın başbakanı.
— Ne yazmış?
Başmelek okumaya başladı:
“Yüce ve büyük efendimiz! Partimizin 12. yılını kutluyoruz.”
Sonra satırın üstü çizilmişti.
Yanına:
“13”
yazılmıştı.
O da çizilmişti.
Altına:
“15”
eklenmişti.
Tanrı sordu:
— Kaçıncı yılı kutluyorlar?
— Bilmiyoruz efendim. Kendileri de bilmiyor.
Başmelek okumaya devam etti:
“Demokrasinin bekçileri olarak 18. yılımızda huzurunuzdayız.”
Bir sonraki satır:
“Davamız 70 yıllıktır.”
Altında:
“Yarım asırdır bu yoldayız.”
Sonraki satır:
“Tam 35 yıldır mücadele ediyoruz.”
Tanrı hesap yapmaya çalıştı.
Sonra vazgeçti.
— Ben evreni altı günde yarattım ama bunu çözemiyorum.
Başmelek devam etti:
“Biz bu ülkenin çimentosuyuz.”
Tanrı başını salladı.
— Güzel benzetme.
— Durun efendim, devamı var.
“Bizimle tuğlaları yapıştıracaklar. Sonra duvar örecekler. Sonra binaya girecekler. Sonra bizim üstümüze sıva yapacaklar.”
Tanrı kaşlarını kaldırdı.
— Kendilerini inşaat malzemesi mi sanıyorlar?
— Görünen o.
Son satıra geldiler.
Başmelek kahkaha atmamak için zorlandı.
“İlkelerinizin ışığında partimizin 17. yılını kutluyor, saygılar sunuyorum.
Görüşmek üzere.”
Tanrı uzun süre sustu.
Sonra:
— Nereye görüşmeye geliyor?
— Belli değil efendim.
— Çağırdık mı?
— Hayır.
— Randevu aldı mı?
— Hayır.
— Peki niye geliyor?
— Muhtemelen seçim var.
Tanrı derin bir nefes aldı.
O sırada şeytan kapıyı çaldı.
— Rahatsız etmiyorum umarım.
— Gel, dedi Tanrı. Şuna bir bak.
Şeytan metni okudu.
Bir dakika sustu.
İki dakika sustu.
Üçüncü dakikada yüzü bembeyaz oldu.
Tanrı şaşırdı.
— Ne oldu?
Şeytan titreyen bir sesle konuştu:
— Efendim, ben yalanı, kandırmayı, hileyi, demagojiyi icat ettim ama bunu ben yazmadım.
— Eee?
— Eğer bunu ben yazmadıysam, insanlık benim tahmin ettiğimden çok daha ileri gitmiş demektir.
Tanrı defteri kapattı.
— Bundan sonra bu özel defterleri kim kontrol edecek?
Şeytan elini kaldırdı.
— Ben etmeyeyim efendim. Psikolojim bozuluyor.
Tanrı başmeleğe döndü:
— Bundan sonra deftere yazı yazacak olanlara önce ilkokul seviyesinde dört işlem sınavı yapın.
— Ya geçemezlerse?
Tanrı pencereden dünyaya baktı.
Milyonlarca seçim afişi, nutuk ve vaat gökyüzüne yükseliyordu.
Acı acı gülümsedi.
Ozan Kemal Cullu Daha azını gör Daha azını gör
ozankemalcullu.com
Bilgiye giden yol

