Sanırım 13 yaşındaydım. Kızıltoprak semtinde demiryolu kenarındaki giriş katında oturuyorduk. Televizyonda canlı olarak Queen çalıyordu. O zaman internet yok. Telefon yok. 4 kanallı bir radyo ve tek kanallı televizyon var. Sevdiğimiz müzik gruplarını ancak kaseti ve plağı varsa dinleyebiliyoruz. Televizyonda Freddie Mercury canlı olarak show yapıyordu. Şarkılarını ezbere biliyorduk. Hey dergisi ve BlueJeans dergisi alıyordum. Resimlerini kesim fon kağıtlarına yapıştırıyordum. Pink Floyd, Led Zeppelin, Dire Straits şarkılarını ezbere biliyordum.
Ortaokulda en iyi dersim İngilizceydi. Çocuklarla aramızda konuştuklarımız kalmış aklımda. Freddie’nin 4 oktavlık sesi olduğu taşakları aldırıp bir oktav daha ses arttıracağını falan konuşuyorduk. Daha gerçek isminin Faruk Bulsara olduğunu ve İranlı bir Zerdüşt aileden geldiğini bilmiyorduk. Sadece Bohemians Rapsody Şarkısında neden “Bismillah” dediğini bulmaya çalışıyordum.

Aradan yıllar geçti İngiliz bir sevgilim olduğu zaman İstanbul sokaklarında kafamız kıyakken çeşitli Queen şarkılarını bağıra çağıra söylediğimizi hatırlıyorum. Freddie öldükten 5 sene sonraydı sanırım. 45 yaşında aramızdan çekip gitmişti. 13 yaşında bir çocuğa o zaman herkes yaşlı geliyor. 1991 yılında bu dünyadan göçüp gittiğinde Marmara Üniversitesinde kursa gidiyordum. İngilizce kursuna. Kantinde onun şarkılarını konuşuyorduk. Teknoloji geliştikçe daha çok bilmediğim şarkılarını dinlemeye başladım. İngilizce sözleri daha iyi anlamaya başladıkça daha fazla hayran olmaya başladım. Yazdığı sözler gerçekten çok derin anlamlar taşıyordu. Son albümleri Innuendo zaten ölmekte olan bir insanın bu dünyaya bırakabileceği en büyük armağanlardan birisiydi.

Queen hala sahnelerde çalmaya devam ediyor. Ben bu yazıyı yazarken dinlediğim yeni vokalleri Adam Lambert de süper bir seçim olmuş. Bilmiyordum. Ben hep eski şarkılarını dinlemeye devam ediyorum.

Faruk Bulsara Ve Ben

Yazı dolaşımı


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir