Zazalar ile Kürtler arasındaki ilişki, uzun zamandır hem siyasi hem de akademik tartışmaların konusu. Tartışmanın önemli bir bölümü ise aynı sorunun farklı biçimlerde sorulmasından kaynaklanıyor: “Zazalar Kürt müdür?”
Bu soruya tek kelimelik bir cevap vermek, konunun dilbilimsel ve tarihsel karmaşıklığını gözden kaçırır. Çünkü burada birbirinden ayrılması gereken üç farklı alan vardır: dil, tarih ve kimlik. Dil aynı şey değildir
Zazaların geleneksel dili Zazaca ya da Zazakî olarak adlandırılır. Zazaca, Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran kolundaki İranî diller arasında yer alır. Kürtçe de aynı büyük dil ailesinin İranî kolundadır. Ancak aynı dil ailesinden gelmek, iki dilin aynı dil olduğu anlamına gelmez.
Kurmancî, Soranî ve Güney Kürtçesi gibi Kürtçe çeşitleri ile Zazaca arasında tarihsel akrabalık, ortak kelimeler ve uzun süreli temas nedeniyle benzerlikler bulunur. Bununla birlikte birçok çağdaş dilbilimsel sınıflandırmada Zazaca, Kürtçenin bir lehçesi olarak değil, Kürtçeden ayrı bir İranî dil olarak değerlendirilir. Bunun yanında farklı akademik yaklaşımlar da vardır. Örneğin Cambridge University Press tarafından yayımlanan “The Cambridge History of the Kurds” içinde Zazaca, “Kırmanjki” adıyla Kürt dilinin bir çeşidi olarak ele alınmaktadır.
Dolayısıyla “Zazaca kesinlikle Kürtçe değildir” veya “Zazaca tartışmasız biçimde Kürtçenin bir lehçesidir” şeklindeki mutlak ifadeler, mevcut akademik sınıflandırmalar arasındaki farklılıkları yansıtmaz.
Ortaklık nereden geliyor?
Zazaca konuşan topluluklarla Kürtçe konuşan topluluklar yüzyıllar boyunca birbirine yakın coğrafyalarda yaşadı. Bu nedenle diller arasında yoğun bir temas meydana geldi.
Dil alışverişi, iki dillilik, evlilikler, ortak yaşam alanları ve kültürel etkileşim sonucunda kelime hazinesinden günlük konuşma kalıplarına kadar çeşitli ortaklıklar oluştu.
Ancak dilsel yakınlık ile etnik kimlik aynı şey değildir.
Bir insanın konuştuğu dil, onun kendisini nasıl tanımladığını tek başına belirlemez.
“Zaza” ve “Kürt” kimlikleri
Asıl tartışma burada başlar.
Zazaca konuşan insanların tamamı kendisini aynı kimlikle tanımlamaz. Bazıları kendisini öncelikle Zaza olarak görür. Bazıları Kürt kimliğini benimser. Bazıları ise Zaza ve Kürt kimliklerini birbirini dışlamayan kimlikler olarak değerlendirir.
Bu nedenle “Zazalar Kürttür” veya “Zazalar Kürt değildir” şeklinde bütün Zazalar için tek bir kimlik tanımı yapmak, topluluğun kendi içindeki farklılıkları göz ardı eder.
2019 yılında Sevda Arslan tarafından yayımlanan bir çalışma da Zazaca konuşanların Kürt kimliğiyle ilişkisini tam olarak bu açıdan ele alıyor. Çalışma, meselenin yalnızca dil üzerinden açıklanamayacağını; tarih, din, bölgesel aidiyet ve kişinin kendi kimlik tanımının da önemli olduğunu vurguluyor.
Dil ile etnik kimliği birbirine karıştırmamak gerekir
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bir dilin hangi dil ailesine veya alt grubuna ait olduğu, dilbilimin konusudur. Bir insanın kendisini hangi etnik veya kültürel kimlikle tanımladığı ise sosyal ve tarihsel bir meseledir.
Örneğin bir topluluğun dili, komşu bir topluluğun diliyle akraba olabilir; fakat bu durum iki topluluğun mutlaka aynı etnik kimliğe sahip olduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde farklı diller konuşan insanlar ortak bir tarihsel veya siyasi kimlik geliştirebilir.
Kürt kimliğinin kendisinin de akademik literatürde yalnızca dil üzerinden tanımlanmasının sorunlu olduğu belirtilmektedir. Geoffrey Haig ve Ergin Öpengin, Kürt dili ve “Kürtlük” kavramını ele aldıkları çalışmalarında, dilbilimsel kanıtlarla ortak tarih ve kimlik algılarının birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekmektedir.
Zazaca neden bazen “Kürtçe lehçesi” olarak adlandırılıyor?
Bunun birkaç nedeni vardır.
Birincisi, Zazaca konuşan toplulukların önemli bir bölümü tarihsel olarak Kürt nüfusun yaşadığı coğrafyada bulunmuştur.
İkincisi, bazı Zazaca konuşanlar kendilerini Kürt olarak tanımlamaktadır.
Üçüncüsü, “Kürt” kavramı bazı araştırmacılar ve topluluklar tarafından yalnızca belirli bir dil grubunu değil, daha geniş bir tarihsel ve kültürel topluluğu ifade etmek için kullanılmaktadır.
Nitekim Cambridge History of the Kurds, Zazacayı “Kırmanjki” adı altında Kürt dili bağlamında ele alırken, başka dilbilimsel yaklaşımlar Zazaca ile Kürtçeyi ayrı dallar veya ayrı dil grupları olarak sınıflandırmaktadır.
Dolayısıyla “dil” ve “kimlik” üzerinden yapılan sınıflandırmaların her zaman birebir örtüşmediğini görmek gerekir.
Sonuç
Zazalar ile Kürtler arasındaki ilişkiyi anlamanın en sağlıklı yolu, meseleyi tek bir kimlik etiketine indirgememektir.
Dil açısından bakıldığında Zazaca, Kürtçe ile akraba olan bir İranî dildir ve birçok sınıflandırmada Kürtçeden ayrı değerlendirilir. Ancak Zazaca ile Kürtçe arasında güçlü tarihsel ve coğrafi temaslar vardır.
Kimlik açısından ise durum daha karmaşıktır. Zazaca konuşan insanların bir bölümü kendisini Kürt olarak tanımlar; bir bölümü Zaza kimliğini öne çıkarır; bazıları ise her iki kimliği birlikte benimser.
Bu nedenle en doğru ifade şudur:
“Zazaca ile Kürtçe arasındaki dilbilimsel ilişki, Zazaların kimliğinin nasıl tanımlanacağı sorusuyla aynı şey değildir.”
Bir insanın dili başka, kendisini tanımlama biçimi başka bir meseledir. Bu ayrımı yaptığımızda, Zazalar ile Kürtler arasındaki ilişkiyi siyasi sloganlardan veya kesin kimlik hükümlerinden ziyade tarih, dilbilim ve toplumsal hafıza üzerinden daha sağlıklı biçimde değerlendirmek mümkün olur.

