Kendisiyle hiç tanışmadım. Sadece bir sosyal medya platformundan yazıştık ve mesajlaştık. Ankara’da yaşayan komünizm tarihine ve kültürüne hakim bir ağabeyimizdi. Vefat haberini yine sosyal Medya’dan öğrendim. Ruhunun huzur içinde olmasını dilerim. İnanın kendimiz dahil kimsenin öleceğine aslında inanmıyoruz. Unutuyoruz öleceğimizi. Ben böyle birilerini kaybedince daha çok ülke gezip görmek istiyorum. Hiç parayı falan gözüm görmüyor. Çünkü gördüklerim ve yaptıklarımla varım. Onlarla bir fayda sağlayabiliyorum hem kendime hem de başkalarına. İnsan yaşadığı anılarla var aslında. O yüzden ben de Haldun Ağabeyin ruhu şerefine yaşadığım anıları yazayım dedim.
Sene 2004 ilk defa Arap Emirliklerine gidiyorum. Dubai şehrinde bulunan Ortadoğu’nun en büyük altın pazarının merkezi “Altın Pazarı” ya da “Gold Souq” denilen yere gidiyorum. Mevsim Ağustos. Emirates hava yollarının “Business Class” kısmında patronla uçuyoruz. Hostesler Krema getirdi. 3 çeşit. Soyunmaya başladılar. Her tarafa çikolata, çilekli ve vanilyalı krema sürülüp yalanacak. Her yolcuya iki hostes düşüyor. Şaka şaka. Böyle bir şey olmadı tabii. Çok güzel Şili şarabı ikram edildi. Büyük şişe olarak herkese ikram ediliyor bir de çok güzel yemekler ile büyük iki kişilik koltukları hatırlıyorum. Havaalanına indik. Bizi bir toptancının adamı almaya geldi. Havaalanından çıkarken kapılar açıldı dışarı çıktım. Birden her yanım su oldu. Kıçıma kadar ıslandım. Öyle bir rutubet var ki. Akşam saat 11:00’de indik bir de. Hemen araca koşup bindik. Klimalı araçta tekrar nefes almaya başladım. Otele geldik. Bu arada havaalanında free shop da patron ne aldıysa ben de aldım. Alkollü içecekler falan. Odama yerleştim. Televizyonu açtım. Hayvanlar Alemi belgesel ama arapça. Zebra gösteriyor seslendiren “El Hayvan” dedi. Anladım ki hayvan arapçaymış. Gittiğim her yerde araplar konuşurken dinliyorum. Çoğu kelimeyi anlıyorum. Bağlantı kuramıyorum ama kelime kelime anlayabiliyorum. sıfır, müşkül, mümkün, mazbut, tamam, makbul tonlarca kelime. Sabah erken vakitte otelden ayrılıp kiralık araçla “Gold Souq” a şehrin merkezindeki “Deira” semtine gideceğiz. Saat 8 de ordayız. Aracı bir otoparka bıraktık. Erken gidiyoruz çünkü saat 12 de kapanıyorlar akşam 5 gibi tekrar açıyorlar. Hava çok sıcak. Zaten sokakta durulmuyor. Altın çarşısı ilk iki katı kuyumcu dükkanı vitrinli yukarı katlarda ofis şeklinde. Vitrinsiz. Portföydeki müşterilerin çoğu ya Hristiyan Arap yada Müslüman olmuş daha önce Yahudi veya Hristiyan olan satıcılar. Aralarında Hintliler de var. Tek Tek gezip numune gösterip sipariş alıyoruz. Lübnanlı Hristiyan bir müşterimiz bize Araplardan dert yanarak bir gece önceki hikayesini anlattı. 5 yıldızlı bir otelde Fransız bir tanıdığını ağırlıyor. Otelin barında iki kadeh bir şey sipariş veriyor. Fransız adamınki geliyor kendisine meyve suyu. Diyor ben alkollü kokteyl söyledim bu alkolsüz. Garson diyor ki “Siz Arap’sınız. O yüzden alkol servisi Araplara yasak” “Ben Hristiyan Arabım ve istediğimi içerim” Vermiyorlar alkollü kokteyl çıldırmış. “Bu Araplar Adam olmaz” diye küfrediyordu. Dubai’nin nüfusunun %80 i çalışmaya gelmiş olan Hintli, Pakistanlı ve Bangladeşli insanlar. Çoğunluğu Müslüman. Deira semtinin arka sokakları aynı Hindistan gibi. Lokantalarda Muz yaprağıyla yemek servisi yapıldığına şahit oldum. Köle gibi çalışıyor insanlar.

